SEÇİM GÜNÜ YASAKLARI
17/7/2007 -Kategori: HABER
Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), seçim günü yasaklarına ilişkin kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
''Sabah saat 06.00'dan gece saat 24.00'e kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılmayacak, içkili yerlerde umumi mahallerde alkollü içki verilmeyecek, içilmesi yasak olacak.
Oy verme süresince bütün umumi eğlence yerleri kapalı kalacak, eğlence yeri niteliğini taşıyan lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.
Sabah saat 06.00'dan gece saat 24.00'e kadar, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse silah taşıyamayacak.
Saat 18.00 ile 21.00 arasında radyolarda ve her türlü yayın organlarında ancak Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçim ile ilgili olarak verilecek haber ve tebliğler yayınlanabilecek.
Saat 21.00'den sonra bütün yayınlar serbest olacak. Yüksek Seçim Kurulunca gerek görülmesi halinde saat 21.00'den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
FRYDERIK FRANCISZEK CHOPIN
17/7/2007 -Kategori: MUZIK
Fryderik Franciszek Chopin (okunuşu: Şopen) (22 Şubat 1810, Zelazowa-Wola, Polonya - 17 Ekim 1849, Paris), Romantik dönemin önde gelen Polonyalı piyanist ve bestecisi. Bazı kaynaklarda doğum günü 1 Mart olarak gösterilir.
Babası Fransız, annesi Polonyalı olup ömrünün büyük kısmını şöhretini kazandığı Paris'te geçirmesine ve klasik müzik literatüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen gönlü her zaman o dönem Rus işgali altındaki vatanı Polonya'da olmuştur. Bu durumu ile Chopin devrinin önemli karakterlerindendir. Milli sınırların üzerinde bir müzisyendi denebilir. Zaten 19.yyda ortaya çıkan yeni tip bir sanatkarın veya dahi virtüozların hali milli bir sanatkar olmaktan çok evrensel bir sanatkar olmaktır.
Chopin, tam anlamıyla romantik bir sanatkar, fakat yine yaratılış bakımından bambaşka bir şahsiyetti. Besteciliği bunu en açık şekilde gösterir. Pek az eseri istisna edilirse besteciliği tamamen piyanoya vurmuştur. Piyanodan kendini gösteren yeni tınlama imkanları çıkarmış, ayrıca devrinin henüz ulaşamadığı tınıları bile keşfetmiştir. Bununla birlikte armonilerinin geniş ve zengin ifade sahası, çok farklı üstünlüğünü, bu melodiler ve onların ortaya konuşunda beliren ritmlerin özel bir serbestlikle düzenlenişi ve sonunda lirik şiire has bir tattan gelişerek yükselen ifade yeteneği gibi nitelikleriyle, Chopin’in Fransız müziğinin ancak çok daha sonra varabildiği özelliklerin ilk hatlarını tespit etmek mümkündür.
Ne kadar uzakta yaşasa da derin bir hisle vatanına daima bağlı kalmıştır. Kendisinden önce konser salonlarında görülen Mazurka ve Polonezleri folklör statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükselten odur
Gerçekte, yeteneği küçük yaşta beliren ve genç yaşta olgunlaşan bu müzisyen de çalışma yolunu tutmak zorunda kaldı. Beethoven’in öldüğü sene Joseph Elsner’in öğrencisi olarak Varşova’da genel dikkat ve ilgiyi üzerine çekti. Viyana’da kaldıktan sonra Temmuz Devrimi sırasında Paris’e geldi. Orada piyanist olarak ünlendi ve adı Avrupa'nın her tarafına yayıldı. Besteciliği de orada gelişti ve yükseldi. 1837-1847 arasında Fransız yazar George Sand (Barones Dudevant) ile inişli çıkışlı bir ilişki yaşadı. Ömrü boyunca kırılgan ve zayıf olan bedeni 1849'da tüberküloza yenik düştü. Cenazesinde kendi bestelediği Marche Funébre-Cenaze Marşının (2.Piyano Sonatı-3.Bölüm) değil Mozart'ın Requiem'inin çalınmasını istedi. Paris'te Pére-Lachaise mezarlığında gömülüdür.
Chopin’in yeni bir fikri aristokrasisinin temsilcisi olarak gören Schumann genç besteciyi sonsuz takdir ifade eden şu sözlerle alenen selamlıyordu: “Şapkalarınızı çıkarın baylar, bir dahi geliyor. Şair olmak için kocaman ciltler doldurmak gerekmez; bir iki şiirle bu ünvana layık olabilirsin. Chopin de böyle şiirler yazmıştır”.ğında gömülüdür.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TÜRKİYE VE İRAN ARASINDA ENERJİ MUTABAKATI İMZALANDI
15/7/2007 -Kategori: SIYASET
Edinilen bilgiye göre, mutabakat zaptı, dün öğleden sonra Türkiye'ye gelen İran Petrol Bakanı Kazım Veziri Hamaneh ile seçim çalışmalarında bulunduğu Ordu'dan Ankara'ya gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler tarafından imzalandı.
İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması ve enerji konusunda ortak yatırım yapılması konularının görüşüldüğü toplantıdan sonra iki bakan, enerji, petrol ve doğal gaz konularındaki mutabakat zaptına imza koydu.
İki günlük uzmanlar toplantısının sonunda imzalanan mutabakat zaptına göre, iki ülke, İran gazının Türkiye üzerinden, Türkmenistan doğal gazının da İran ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması, İran'ın Asaluye kentindeki doğal gaz geliştirme alanında işbirliği yapılması ve petrol ticaretindeki mevcut işbirliğinin devam ettirilmesi konularında anlaştı.
İran Petrol Bakanı Hamaneh, mutabakat zaptının imzalanmasından sonra İRNA'ya yaptığı açıklamada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler ile yaptığı görüşmenin ''çok olumlu'' geçtiğini ve imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkenin pet
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
PKK'YA SİLAH SAĞLAMIYORUZ
15/7/2007 -Kategori: SIYASET
PKK'ya silah sağlamıyoruz"
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BAŞ DÖNMESİ
15/7/2007 -Kategori: SAGLIK
Toplumun yüzde 20'sinden fazlasında görülen baş dönmesi hastalığı polikliniklerde baş ağrısından sonra ikinci sırada başvuru nedenlerinden biri.
BAŞ DÖNMESİNDE İLAÇSIZ TEDAVİ DÖNEMİ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. İrfan Aksoy, baş dönmesi hastalığının 30-50 yaş arası daha çok kadınlarda görülmekle beraber çocukluk çağında da nadir olsa da görülebildiğini belirtiyor.
Aksoy, 65 yaş sonrası baş dönmesi sorunlarında da ayrıca artış gözlendiğine dikkat çekiyor.
Op. Dr. İrfan Aksoy, baş dönmesine sebep olan hastalıkların iki ana başlık altında incelendiğini belirtiyor: "Birincisi iç kulak denge organının hastalıkları ikincisi merkezi sinir sistemi beyinle ilgili rahatsızlıklardır. Baş dönmesi sorunu %70 oranında iç kulaktaki hastalıklar sebebiyle olmaktadır.Bunlar arasında en sık görülenleri benign pozisyonel vertigo denen daha çok vücudun belli pozisyonlarında sağa veya sola yatarken saniyeler süren baş dönmesi olur.İç kulak denge sinirinin iltihabında, meniere dediğimiz hastalıkta ani başlayan şiddetli baş dönmesi atakları olur.Ayrıca bulantı kusma çarpıntı terleme eşilik eder.Meniere iç kulak hastalığında ayrıca kulakta çınlama basınç ve işitme kaybı da görülür. İç kulağın kanlanmasını bozan damar tıkanıklıkları, travmalar ,bazı ilaçlar da baş dönmesi sebebi olabilirler. İkinci olarak beyni etkileyen hastalıklarda tümörler,inme, parkinson hastalığı,multipl skleroz(MS), migren baş dönmesi sebebi olarak ortaya çıkabilir.Tabi bu grup hastalarda ayrıca bir takım nörolojik bozukluklar,elde ve ayakta güç kaybı uyuşma çift görme konuşmada bozulma gibi ek bulgular vardır.Bu tip durumlar acildir ve kişi ilgili uzman hekimle temasa geçmelidir."
Op. Dr. İrfan Aksoy, stres, yorgunluk çay, kahve, alkol ve sigaranın baş dönmesini tetiklediğine de dikkat çekiyor.
Akut atak esnasında kullanılan bazı ilaçlarla baş dönme hissinin ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Op. Dr. İrfan Aksoy, ancak bu tip ilaçların uzun süreli kullanımının beyindeki denge merkezini onarma sürecini olumsuz etkilediğini ve hastayı ilaca bağımlı hale getirdiğini vurguluyor.
Op. DR. İrfan Aksoy, hastalara ilk atağı geçirdikten sonra bir an önce ayağa kalkıp önerilen bazı egzersizlerle bu iyileşme sürecini hızlandırmaya çalıştıklarını belirtiyor.
Baş dönmesinde ilaçsız tedaviyi tercih ettiklerini belirten Op. Dr. Aksoy, son bir yıldır dünyada kullanıma sunulan yeni bir cihazın özellikle baş dönmesisi sorununu çözüme kavuşturduğunu ifade ediyor.
Op. Dr. İrfan Aksoy, hastanın evde rahatlıkla kullanabileceği bu cihazın düşük akımlı bir elektriksel uyarıyı dile göndererek uyarının ağız içi aparayındaki eğim sensörü sayesinde başın hareket yönüne göre dilin sağ, sol, ön ve arka yönüne hareket ettiğini anlatıyor.
"Hastadan istenen bu uyarıyı dilinin ortasında odaklamasını sağlamaktır.Eğer uyarı merkezden herhangi bir yöne saparsa başının pozisyonunu değiştirerek uyarıyı merkeze almasını istiyoruz.Dolayısıyla dilimizdeki dokunma duyusuyla başlayan uyarı sinir uyaranları sayesinde beynimize ulaşmakta ve bozulan fonksiyonların yeniden oluşturulması düzenlenmesi sağlanmaktadır.Sanki bilgisayarda silinen bir proğramın yeniden yüklenmesi gibi algılayabilirsiniz.Bu dönemde gerekli uyaranlar verilerek bu sağlanamazsa beynimizdeki ilgili merkezler adeta uykuya geçiyor ve zaman geçtikçe yeniden öğrenme orantılı olarak azalıyor."
YALANCI BAŞ DÖNMESİ NEDİR?
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. İrfan Aksoy, "yalancı baş dönmesi" olarak adlandırılan durumun anemi(kansızlık), psikojenik sebepler(panik atak, anksiyete bozuklukları), kalp hastalıkları, tansiyon düşüklüğü veya çıkması, görme bozuklukları, epilepsi(sara), boyun omurgasına bağlı problemler, hormonal bozukluklar(doğum sonrası baş dönmeleri), şeker hastalığı gibi nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor.
Baş dönmesinin kaynağı bulunduktan sonra sebebe yönelik tedavilerle başarılı olmanın mümkün olduğunu belirten Op. Dr. İrfan Aksoy, uzayıp giden sorunun hastalarda daha sonra psikolojik bozukluklara sebep olduğunun altını çiziyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı